ZEZENCAY – Bilişim Teknolojisi Destekli Eğitim

Bilgisayar Destekli Eğitim – Bir çift Bilişim Teknolojileri Öğretmeni

"bilişim" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

Sayısal puan türü ile yüksek yüksek (tepelereeeee :) puanlara ulaşarak, çağın en çok konuşulan alanı BİLGİSAYAR’ın Öğretmeni olduk ama… Lütfen ilgileniyorsanız okuyunuz. Ortalama olarak halimizi anlatır bir yazı.
http://www.memuruz.biz/index.php?pid=18&id=7750

[23.Ağustos.2010-eklendi]Bilişim Teknolojileri Öğretmeni ve Öğretim Teknoloğu olan BÖTE mezunu İsmail SU öğretmenimizin blogunda yer verdiği yazıyı da mutlaka okumalısınız. Yazısının devamındaki haber ve makale bağlarını da inceleyebilirsiniz

Beni bir de sınıfta görün!

OKUL18  www.okul18.org

Sınıflarımız Dünyaya Açılıyor…

Açıklama : Bu yazı 23 Nisan 2009 tarihinde o dönemde projenin il koordinatörü olan yine o dönemde il eğitici bilişim teknolojileri formatör öğretmeni olan Olcay BÜYÜKÇAPAR tarafından yazılmış ve Çankırı İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde yayınlanan e-dergide yer almıştır. Projeyi detaylarıyla, sebepleri, sonuçları, süreci ve çıktıları ile birlikte iyi anlattığı için aynen tekrar yayınlanmasında tarafımdan (Olcay) sakınca görülmemiştir. Bu proje kapsamında ücretsiz e-sınıf ya da e-kulüp sahibi olmak tamamen ücretsizdir ve Türkiye’nin tüm illerindeki tüm resmi ilköğretim okullarından başvuru www.okul18.org sitesindeki il koordinatörü adresi üzerinden iletişim kurularak yapılabilmektedir.

Okul18 projesinin amacı?

Öğretmen, öğrenci ve velilerin eğitimde teknolojiyi kullanarak zamandan/mekandan bağımsız olarak işbirliğini, bilgi paylaşımını, fırsat eşitliği sağlamak.

Projeden beklenen hedefler;

  • Öğretmenlerimizin sınıflarını ve derslerini elektronik ağ ortamına taşıyabilmeleri,
  • Velilerimizin öğrencilerinin ders etkinliklerini takip edebilmeleri,
  • Öğrenci ve Velilerimizin derse ilişkin ödev ve duyurulara elektronik ağ ortamında hızlı bir şekilde ulaşabilmeleri,
  • Öğretmenin öğrenci çalışmaları ve performans ödevleri ile ilgili kontrolü elektronik ağ üzerinden hızlı bir şekilde gerçekleştirebilmesi ve okul dışındayken bile öğrenciye geri bildirim verebilmesi,
  • Okullarımızda Bilişim Teknolojilerinden en üst düzeyde yararlanılması hedeflenmektedir.

Neden Okul18 ?

Sınıflarımızın ve sosyal kulüplerimizin bir yansıması internette 24 saat açık olmalı.

Okul18 tüm illerde uygulanıyor mu?

“Sınıflarımız dünyaya açılıyor…” projesi yalnızca Çankırı’da uygulanan, başka hiçbir ilde örneği bulunmayan bir çalışmadır.

Sayılarla Okul18

16.03.2009 tarihi itibariyle sayılar şu şekilde;

126 e-sınıf, 6 e-kulüp, toplam katılımcı sayısı 132, merkez ilçe dahil 11 ilçeden katılımcı mevcut, merkez ilçeden 10 okul ve diğer 10 ilçeden toplam 12 okuldan katılımlarımız mevcut, google arama motorunun indekslediği okul18.org alan adı altındaki web sayfası sayısı 711, günlük ortalama ziyaretçi sayısı ortalama 250, toplam koordinatör sayısı 27,

Sınıflarımız Okul18 projesi ile dünyaya açılıyorlar. Okul18 projesi 16.10.2008’den bu yana sadece ilimizde uygulanmakta, öğretmenlerimiz tarafından da oldukça ilgi görmekte. Öğretmenlerimize sınıf içi etkinliklerini, proje ve performans görevleri hakkında bilgileri, öğrenci çalışmalarını yayınlayabilecekleri birer web sitesi tahsis edilmekte. Sadece gönüllü olan öğretmenlerimiz projeye katılmaktadır. Proje gönüllülük esasına dayanmaktadır.

İlk dört ay sonunda 130’un üzerinde e-sınıf/e-kulübe ulaşılmıştır. Öğretmenlerin yoğun ilgisi, projeye olumlu yönde katkı sağlıyor. Katılan öğretmenlerin öğrencileri, velileri de aynı ilgiyi göstererek projenin gelişimine, temel amaçlarına yardım etmekteler.

Proje hedefleri arasında olmayan bazı sonuçlara da uygulama sürecinde ulaşmaya başlandı. Proje katılan bazı öğretmenlerin temel internet kullanım yeterliliğinin artmaya başlandığı gözlemlendi. Bir internet sitesi yönetmenin çok da zor olmadığını öğretmenlerimiz kısa zamanda anladı, e-sınıflarını görsel olarak geliştirmek için çeşitli konularda internette araştırma yapmaya dahi başladılar.

Aynı branş öğretmenleri ya da aynı sınıfı okutan öğretmenler de birbirlerinin e-sınıflarını ziyaret ederek iyi örnekleri görüyor ve paylaşıyorlar. Yeni e-sınıfların öğretmenleri öncelikle mevcut e-sınıfları ziyaret ediyor, ardından iyi örnekleri birleştirerek kendi e-sınıfını tasarlamaya başlıyor. Böylece bir e-sınıftaki olumlu bir çalışma, kısa süre içinde diğer e-sınıflara da yansıyor. İyi örnekler ayrıca proje komisyonunca belirlenerek, birkaç günde bir değişerek www.okul18.org ana sayfasında başarılı çalışmalar bölgesinde yayınlanıyor.

Proje komisyonu olarak, bilişim teknolojilerinin ve internetin eğitimde olumlu kullanılabileceğini Okul18 ile gösterdiğimizi düşünüyoruz. Öğrenciler internetten de sınıflarındaki etkinlikleri görebiliyor, proje ve performans görevlerini görebiliyor, öğretmeninin genel mesajlarını okuyabiliyor. Veliler, çocuklarının okuldaki etkinliklerinden haberdar oluyor, ödevleri konusunda onlara rehberlik edebiliyor ve çocuklarının görevlerini e-sınıfına girerek görebiliyor, e-posta formu sayesinde öğretmene mesaj gönderebiliyor.

Öğretmenlerimiz, yönerge ve sözleşme gereği e-sınıflarında/e-kulüplerinde kullandıkları dış kaynaklı içeriklerin referanslarını göstermek, açıkça ilan etmek zorundalar. Bu durum öğretmenlerimizin alıntı yaptıkları içeriklerin altına kaynağı açık olarak belirtmelerine neden oluyor; bu durumu internet etiği, telif haklarına uymak noktasında olumlu bir gelişim olarak değerlendiriyoruz.

Projenin kısa süre içinde gelişiminde okul ve ilçe koordinatörlerimizin katkısı yadsınamaz. Zamanında yaptıkları uyarılar, aldıkları önlemler, projeyi okullarda ve ilçelerde toplantılarla anlatmaları ve doyurucu bilgilendirmeleri sayesinde proje sağlam adımlarla gelişmeye devam ediyor.

Proje kapsamında öğretmenlere katılımcı öğretmenlere dağıtılan Kılavuz CD’lerde görüntülü ve basılı kılavuz, sık sorulan soruların yanıtları, CMSimple (içerik yönetim sistemi) temaları yer alıyor. Öğretmenlerimiz bu CD’lerde yer alan derslerle kolayca sitelerini düzenlemeyi ve güncellemeyi öğreniyorlar. Ayrıca bu CD’lerde yer alan içerik ve güncel hali ile daha fazlası www.okul18.org ana sayfasında yer alıyor.

Okul18.org ana sayfası projenin odağı. Tüm e-sınıf ve e-kulüplere bu noktadan erişiliyor. Destek dokümanlar, yasal uyarılar ve proje yönergesi, görüntülü (video) dersler, kılavuz, matbu belgeler, sık sorulan sorular ana sayfada yer alıyor. Ayrıca başarılı çalışmalar ilan ediliyor, proje iletişim bilgileri bildiriliyor, canlı destek ile site ziyaretçileri ve katılımcı öğretmenler anlık yardım alabiliyorlar.

Okul18 ana sayfası, alt sayfaları ve tüm e-sınıf/e-kulüp sayfalarının ilk dört aylık istatistikleri yaklaşık sayılarla şöyle:

Ziyaretler : 21.000

Sayfa Görüntüleme Sayısı : 26.000

Sitede Ziyaretçilerin Bulundukları Ortalama Süre : 48 saniye

İnternet kullanıcılarının en fazla kullandıkları arama motoru olan google tarafından indekslenen (veritabanında kayıtlı) okul18.org dahilindeki web sayfalarının sayısı 700’ün üzerinde. Bu istatistiğin alındığı esnada 120’nin biraz üzerinde olan e-sınıf/e-kulüp sayısı dikkate alındığında, her e-sınıf/e-kulübün ortalama 6’şar web sayfasına sahip olduğu sonucu çıkartılabilir. Bu kadar çok sayfanın google tarafından indekslenmesi öte yandan da “Çankırı” içeriğinin ve “Eğitim” içeriğinin google arama motorundaki yoğunluğunun artması demektir; bu da hali hazırda projenin hedeflerinden biri idi.

Okul18 kapsamında e-sınıfı olan öğretmenlerin sınıf kapılarına (ya da sınıflarının diledikleri bir yerine) asmaları ve farklarını ortaya koymaları için “Bu sınıf internette!” sloganlı 17*23 cm alanına sahip tabela (levha) dağıttık. Bu tabelalar, bu sınıfın internette de bir uzantısı olduğunu, sınıfta yapılan etkinliklerin aynı zamanda e-sınıftan da izlenebileceği mesajını veriyor. Okul18 merkez ilçe koordinatörlerinden İsmet İnönü BT Formatörü Berkutay Boğaç ÇALLI öğretmenimizin önerisiyle hazırlanan ve dağıtılan tabelalardan sonra çok olumlu dönütler aldık. Tabelalar diğer taraftan projeye katılımların ivmesinin artmasına neden oldu.

E-sınıf/e-kulüp sahibi öğretmenlere düzenlenen ankete göre, katılımcı öğretmenlerimiz proje hakkında olumlu düşüncelere sahipler. Okul18 projesinin ana fikrini özümsemiş oldukları vermiş oldukları yanıtlardan anlaşılıyor. Ankete katılan bütün öğretmenlerimiz e-sınıflarını (web sitelerini) güncelleme konusunda kendilerini yeterli hissediyorlar. Öğrencilerden ve velilerinden de olumlu tepkiler aldıklarını anket sonucuna göre söyleyebiliyoruz.

Okul18 projesi, 012488 sayılı 16.10.2008 tarihli Valilik Oluru ile yürürlüğe girmiştir. Proje İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce yürütülmektedir.

İsmail SU (Bilişim Teknolojileri Öğretmeni, Eğitim Teknoloğu) yazdı…

Eğitime Destek Kampanyaları, Hayırseverlerimizin işbirliği, Velilerimizden alınan(!) bağışlarla hem BT Sınıflarımızda hem de Dersliklerimizde  görgüsüzce şovunu yaptığımız Bilişim Teknolojisi ve Çevre ekipmanları son derece sıradan hale geldi. Öğretmenler gününde Sınıf Öğretmenlerine altın hediye eden kalburüstü veli çevresi yakında “Hocam senin emektar dizüstü eskimiş, gel yenileyelim” derse kınamamak lazım. Biraz düşününce hem “Bir beden büyük geldi sanki teknoloji bize…” hem de “Durdurun dünyayı, biraz yavaş gitmek gerek,özümsemek, anlamak gerek… ” diyesi geliyor insanın. Ben bencil düşünüp SADECE KENDİM için hızlansın diyorum ama konuya vakıf olmayanlara da biraz büyük geldi sanki…

Memurlar.Net’de yaklaşık 3 yıl önce bir Öğretim Görevlisi ağabeyimiz yurtdışında normalde yazdığı makalelerden birisini yine kaleme almış ve “İşin suyu çıkıyor,  bir ortama Bilişimi götürmek/dahil etmek insanları Bilişim ile eğitebilmek değildir!” diyordu. Gerçekten de bu ortamı sağlamak, hatta tek okul içinde 15+1′lerin 20+1′lerin olduğu birden fazla Bilişim sınıfını planlamak yani araçları çoğaltmak amaca varmak için yeterli miydi yoksa konuya vakıf olmadan öğrencilerin eğitim yaşantısına kibrit suyu ekmek miydi ? Şimdi sanki başkaları söylesin, dillerde gezinsin edasıyla sınıflarımızda görsel şov yapmak istercesine getiriyor, bağlıyor, asıyor ve ne varsa eksik kalan tamamlamaya çalışıyoruz. ve Son kalan eksiklerimizden akıllı tahtalarımız da Bakanlığın son projesiyle girdiği sınıflarımızda kullanmamakta ısrar eden öğretmenlerimiz yüzünden(Bilişimciler dahil) normal tahta gibi kullanılıyor sınıfta artık. Tebeşir’i kim ne yapsın, sunum perdesini kim ne yapsın…

Konunun ehemniyetine vakıf öğretmenler, kendileri için  BT Sınıflarında ders ayrılsın diye BT Öğretmeninin iki dudağı arası arasına tamah ederken diğer bir grup da gösteriş ya da anlık bir heves uğruna “BT Sınıfına gir-işle-bitir-düzenle-sınıfına geri dön” repliğine bir süre sonra dayanamayarak, kısıtlı yanlarını bilmeden kendi sınıfına tek bilgisayar+projeksiyon götürmenin peşine düşüyor. Maliyet elbette sorun değil;Veli var, Finansman bulunur bir yerden…

Keşke öğretmenlerimizin ders saatleri çakışmasa da hepsine BT Sınıfında ders verebilsek. Bilişim Teknolojisi, İngilizce ve diğer öğretmenlerin Bilgisayar Destekli Eğitim yapabilmeleri için tüm şubeleri topladığınızda Dubai Towers’ın sahip olduğu oda sayısı kadar BT Sınıfı gerekiyor. Zira ders almaya hakkı olan bu kadar sınıf varken hem Bilişim Teknolojileri ve Dyned eğitimlerini hem de diğer dersleri bir sınıf için programlayabilmek, derslerin çakışmasını önleyerek herkese ders vermek maalesef dönem başlarındaki ders programlarını ayarlamaktan daha da zor oluyor. Ama gerçekten Bilişim ortamını en az bir Bilişim Teknolojisi öğretmeninin bilinciyle işlemeye kararlı öğretmenleri gördüğünüzde birşey yapmak istiyorsunuz. En iyi öğrenme Yaparak-yaşayarak öğrenciyi öğrenme ortamına dahil eden öğrenme modelleri olduğuna göre ve Bilişim Teknolojileri bu ortamı sağlamada en büyük yardımcı olduğuna göre işe bir yerinden başlamak lazım. İmkan ve Teknoloji dahilinde savaşları dahi sınıf ortamına getirmeyi mümkün kılan Bilgisayar Teknolojisini kullanmamız gerekiyor ama ne yapacağız bu öğretmenlerimiz için?

Her öğretmene yer veremediğimize göre her sınıfa Bilgisayar+Projeksiyon koysak, öğretmenlerin yerinden dahi kıpırdamasına gerek kalmasa,…olmaz mı ?

Olmaz !

BİR DE BU İŞİN ALTYAPISI ve KISITLI YANLARI VAR…

Tüm öğretmenlerimize güzel bir program ayarlamanın ne kadar kısıtlı yanı varsa sınıflara Bilgisayar ve Çevre ekipmanlarını götürmenin de kısıtlı ve olumsuz yanları var. Bu kadar zahmete girip gerekli ortamı sağladığınızda hakkıyla kullanılamaz ise her sınıftan gelen sorunlar yine ortamı hazırlayan Bilişim Teknolojisi Öğretmenini çileden çıkaracaktır. Çalan ders ile birlikte BT Sınıfına çıkmak zorundasınız ama 5. ve 8. sınıfların bilgisayarlarında sorun var. Üstelik öğretmen az sonra o sınıflarda sunum yapacak! Etkili bir sunumu var mı yoksa çocuklar 2.dakikadan sonra sadece gözleriyle takip etmek için mi çaba gösterecek ? İnternet üzerinde konuyu anlamlı kılabilmek için yeterince kaynak var mı ? Öğretmen sınıfından Bilişim Teknolojisi ve ekipmanını kullanmak için yeterli blgi ve beceriye sahip mi ? Öğretmenimiz çocukları BT sınıfına götürüp orada işlese…hatta bir yandan da işledikleri konu ile ilgili görsellere, sunum ve videolara ulaşsalar. İyi olmaz mı ?

Nasıl çözüm aramalı bu sorunlara ? Soru(n)ların bazıları beraberinde maddi giderler bazıları ise bilgi birikimi gerektirebiliyor. Bazılarının çözümü ise biz eğitimcilerle ilgili değil. Hangi önlemleri almalı? İşte Dersler, Teknoloji, Bilgi birikimi,…ve diğer konularla ilgili temel bazı sorunlar:

BT Sınıfında: Milli Eğitim Bakanlığı’nın Filtreye uğrayan telekom bağlantıları ve kendi sunucularının yetersiz oluşu nedeniyle DYNED Dil Eğitimleri son derece verimsiz geçiyor. Bağlantınız ne kadar hızlı olursa olsun monitörü yumruklamak istiyorsunuz: “Gitmez mi bu alet biraz daha hızlı !”

Derslikte: İnternet olmadan bilgisayar teknolojisi bir işe yaramıyor ve bu interneti sınıflara taşımak hayli güç olabiliyor. Her okul benimki kadar ufak tefek olmadığından bir modemle tüm bağlantıları yapamıyor ya Kablosuz Modem ve Access Point ile maliyeti arttırmak ve bu kablosuz bağlantının iletilebildiği noktayı uzatmak zorunda kalıyorsunuz. Ya da kablolu modemden sınıflara iletmek istediğiniz ağ kabloları 80 metreyi(maks 2 km) geçtiğinden araya birden fazla switch koyuyor ve bu nedenle de ip çakışması yaşıyorsunuz,bilgisayarlarınız internete çıkamıyor. Tabi bu ikinci çözümde kablo ve ek Switchler yüzünden maliyet artışı da var.

BT Sınıfında: Öğretmenlerimizin her etkinlik için bir sunum hazırlayamayacağı gerçeği gibi piyasada her konu/ünite için bir Eğitim yazılımı bulunmadığı ve bunların çok da ulaşılabilir fiyatlarda olmadığı bir gerçektir. Kaliteli bir Eğitim yazılımı bulmak zor ve fiyatlar da bir o kadar pahalı. Ayrıca Bakanlık ve Vitaminciler’in ortak çalışması olan MEBVitamin’de bazı konuların(Özellikle alt sınıflar) çok yüzeysel anlatıldığı ve bazı branşlara ait başlangıç konularının dahi olmadığını görebilirsiniz.

Derslikte: Sınıfında bir Bilgisayar ve Projeksiyon cihazı olmasının lüksünü yaşayan ancak hala “Oğlum hıdo, gel şu sunuyu bi çalıştır bakem” diyen biraz yeniliğe kapalı öğretmenlerimiz yüzünden(alınmasınlar; bunlar genelde sınıfçı meslektaşlarımızdır) sınıftaki bu teknolojinin atıl, her an sorun verebilecek ya da denetimsiz bir duruma gelmesi olası. Evdeki bilgisayarını gece uçan sivrisinekten koruyan yavrularımızın okul ortamındaki bu bilgisayarları koruma konusunda yeterli bir bilinç geliştirmemiş olması iyi olmasa gerek. 2 hafta önce öğrencilerin aşırı sevgisi ve eltkronik parçaları sökme merakı yüzünden(!) değiştirmek zorunda kaldığım Ethernet Kartı ve Baskı yapabilen 1 adet DVD-RAM’e dayanarak söylüyorum. 2.si Evimde bile yok…

BT Sınıfında: Alışılagelmiş ve 5 çayı kurslarında alınan sertifikalar, bir yarış yaparcasına arka arkaya alınırken bunların hiçbirisi BT ortamını kullanımını kavratmaya yönelik olmamıştır. Her yerde Bilgisayar bildiğini söyleyen ancak çevre birimlerinin girişlerini nereden yapacağını bilmeyen eğitimsiz eğitimcilerimiz çoktur. Bu nedenle de Teknolojik imkanların kullanımı konusunda düzenlenmeyen/ihmal edilen HİE(Hizmetiçi Eğitim) türleri yüzünden bu eğitimcilerimizin yaratacağı sorunlar az olmaMAkla birlikte Bilişim Sınıflarında mutlaka revize gerektirecektir. Diyebilirsiniz ki Eğitime %100 Destek var, Vergi yükünden kurtarıp onlarca BT sınıfı açtırmak var iş adamlarımıza. Ancak aynı jest öğretmenlerimize çok güzel Hizmetiçi Eğitimler planlayarak da yapılabilir. Sonuçta Öğrenci, Okul ve Devlet kazanmış olacak.

Derslikte: Sınıfınızda pür dikkat anlattıklarınızı dinlerken ilk 20 dakika sonrasında dikkati yavaş yavaş eriyen öğrencilerinizden bir tanesi… O da ne! Siz Güvercinleri taşlayan kötü niyetli bir çocuğu izlerken ekrandan bizimkinin kafasında zaten sempatisi olan güvercin yarışları konusunu araştırma isteği hasıl oldu. Ama siz onları sadece bir noktaya odaklanmak ve tek bir ders aracına odaklanmak zorunda bıraktınız. O dilediği sitede fink atmak istiyor ama kontrol sizde Öğretmenim! İnternet ihtiyacı olursa peki ? 30 öğrencinin her birisi için hem de…

Derslikte: Söz konusu olan insan ise seviyeleri birbirinden farklı onlarca öğrenci sizde de var demektir. Siz hepsinin anladığını düşünüyorsunuz ancak şu arkada oturan 3 öğrenciniz var ya; anlamadıkları yerler olmasına rağmen size videoyu geri alıp alamayacağınızı sormakta çekiniyorlar. Videonun bitmesine 5 dakika var ve konu anlatımı için 10 dakika, soru cevap için 5 dakika ayırmıştınız. Arkayı üçleyenler ne olacak ?

Peki, bazen Öğretmenden bazen de bu sınıfların kurulumunu sağlayan yetkililerden kaynaklanan sınırlılıkları nasıl aşabiliriz ? Öğretmenlerimizin okullarda etkileşimli/interaktif bir ders ortamına ulaşmalarını nasıl sağlayabiliriz. İmkanlar nedeniyle Bilgi Teknolojisi sınıflarını kullanamayan öğretmenlerimiz göz çıkarmadan(!) hangi tekniklerle sınıflarında kalıcı bir eğitim sağlayabilirler ?

ÇÖZÜM OLABİLİR

Herşeyden önce günü kurtarmaya yönelik ani reflekslerle içi boş projeler için Türk Milleti denek olarak kullanılmamalı. Dyned, İntel Öğretmen ve Öğrenci Eğitimi gibi..Maalesef bir şeyin çok olmasıyla İyi olmasını kaliteli olmasını karıştırıyoruz. Sanıyoruz ki muhteviyat kaliteden yoksun olmasına rağmen uzun bir süreçte verilirse işler değişir. Haftalık ders saati 5 olarak belirlenmiş Türkçe dersini günaşırı gören öğrencilerimizin Türkçe’den çok neydüğü belirsiz bir dili içselleştirmeye çalışması, İngilizce için üst kademedeki yetkililerimizin yanıp tutuşmasını hiçbir zaman anlamamışımdır. Sözün özü amacı, hedefi ve geleceği öngörülemeyen bakanlık projeleri insanımıza dayatmayla sunulmamalı. Sosyal oluşumların ve Sendikaların ucunda para ya da atama olmayan bir iş için kılını kıpırdatmaması ne kadar acıdır…Ülkemize uygun ve Pilot uygulamalar sonrasında başlatılacak sağlıklı Eğitim politikaları, Projeler.

Hizmetiçi Eğitim Dairesi’nin özellikle yaz aylarına ayırmış olduğu programlara bakacak olursanız içi boş ve muhteviyattan uzak, tatil yaptırma amaçlı planlamalar olduğunu görebilirsiniz. Bilgisayar Okur Yazarlığı noktasında az da olsa bir bilinç kazanmış genç öğretmenler için Bilişim ve bu teknolojinin sınıf ortamında, Bilgisayar Destekli Eğitim-Öğretimde kullanıma yönelik olarak hiçbir planlama yapılmadığı gerçeği vardır. Bakanlık bu konuyu sürekli olarak es geçmektedir hasılı… Bir sınıf öğretmeni, farklılığı olan öğrencileri için Özel Eğitim Seminerlerini dört gözle bekleyebilir ama Bilgisayar oyuncağımız, Photoshop Milli Yazılımımız mantığıyla hareket edecek olursak ve eksiklerimiz göremez isek bir jenerasyonu yetiştirmek yerine yakıp yıkmış olacağız. Sınıf ortamında Teknolojinin kullanımına yönelik püf noktalarını eğitimcilere sağlıklı bir şekilde vermezseniz elbette sizin yerinize öğrencilerinizi eğitenler kendisini önce dilde, sonra düşüncede ve en son davranışta gösterecektir. İçi boş, asosyal ve BT Sınıfını karanlığı nedeniyle uyku saati olarak değerlendiren bir jenerasyon…Eksiklerimizin periyodik olarak tespit edilmesi ve Eğitimcilerin ihtiyaçlarını karşılayacak yerinde Hizmetiçi Eğitimler.

Bakanlığın ihale usulüyle gerçekleştirdiği projelerin bir standarda kavuşturulması ve böylece donanım yönünden farklılık göstermeyen, eşit imkanlara sahip eğitim ortamlarının yaratılması uygun olacaktır. Kurulumu tamamlanan bir projede kullanılan malzemelerde gösterişin görgüsüzce kullanıldığını diğer bir projede ise “Fakir fukara bunlar, bu kadarı yeterli…” zihniyetini açıkça görebiliyorsunuz…Tahta sandalyelerin, Klimasız sınıfların ve Kara tahtaların hakim olduğu BT Sınıfı projeleri hala var ! 2000′li yıllarda gerçekleştirilen bir projenin okulun 3-5 salonuna teknolojiyi götürdüğünü, başka bir projenin ise 49 metrekare ile sınırlı kaldığına şahit oluyorsunuz. Bu da ihaleye katılan firmaların istedikleri gibi at koşturmasına neden olabilecek kötü bir teknik şartnamenin ve bazı projeler için cimri davranan bir bakanlığın göstergesidir. Bir sınıfa teknolojiyi götürmek yerine 1 BT Sınıfı ve her sınıfta teknolojiyi kullanmaya hazır bir altyapı sağlanması hem Bilişim Öğretmeninin hem diğer öğretmenlerin hem de kurulumdan sonra sorunlarla ilgilenecek tedarikçi firmanın işine gelecektir: Sorunsuz ve standart bir altyapı. Tüm okullar için geçerli standart ve sağlıklı bir Şartname, okulun tüm bölümleri için kullanılmaya hazır bir altyapı.

Atama bekleyen tüm öğretmenlerimiz bir şekilde ucundan kıyısından Bilişim Teknolojileriyle karşılaşıyor olsa da sınıf ortamında kullanılması ile ilgili sağlıklı bilgilere sahip olmuyor. Ancak şunu çok iyi yaptırdığımız kesindir: Özellikle sınıf öğretmenlerimizi son yıllara doğru ders için materyal hazırlama noktasında haddinden fazla zorladığımız gerçeği. Oysa bu baskının sonucunu atandıktan sonra sınıfa türlü eğitim materyalleriyle giden ya da araç-gereç kullanmayı düstur edinmiş öğretmenler olarak göremiyorsunuz. Bu da ders ortamında nelerin öğretimi kolaylaştıracağından çok süreyi zahmetsiz nasıl geçireceğini düşünen ve araç-gereç hazırlamanın, teknoloji sınıfını kullanmanın vakit kaybı ve zahmet olduğuna inanan öğretmenlerin peyda olması anlamına gelmektedir. Öğretmen masasına oturmadan önce Materyal hazırlama ve Öğretim teknikleri konusunda iyi yetişmiş öğretmen adayları ve bunun için de doğal olarak en az 2 dönem Bilişim ortamlarının kullanımı, Bilgisayar Destekli Eğitim-Öğretim(BDE-BDÖ) konularında yoğun bir eğitim.

Biz Öğretmenler ve Eğitim verdiğimiz yavrular için eğer gerçekten materyal gerekiyorsa -ki Bilişim Sınıfları ve Bilgisayar Destekli Eğitim-Öğretim kavramı için bu materyaller tabi ki Eğitim Yazılımlarıdır- yetkililer Merkez birimlerde yer alan Yazılımcıları E-Okul gibi artık aşağı yukarı yerleşmiş uygulamalara koşmak yerine Eğitim Yazılımı üretmek için de kullanmalıdır. Vitamin gibi etkililiği ve kalitesi tartışılamaz bir Yazılım Firmasının yaptıklarını eminim ki MEB bünyesinde çalışan binlerce eğitimci arasından seçilerek oluşturulacak bir ekip de gerçekleştirebilir. Bu da hem DYNED hem de diğer dersler konusunda bir projeye ihtiyaç duymadan kendi Milli Yazılımımız PARDUS’u geliştirdiğimiz gibi kendi Eğitsellerimizi de üretebilmemiz anlamına gelmekte. Ha şu an öğretmen olarak görev yapan kamu çalışanları zaten bu tür işleri hiç çıkar mıyormu ? Elbette çok başarılıları var. Bunları Ulusal ve Uluslararası projelerdeki başarılarıyla kürsülerde zaten görmekteyiz. Ancak bu insanlar artık Öğretmen Masasını bırakıp bence Merkez Teşkilatta bir Tasarım biriminde iyi bildiği bir işle de Milli Eğitim’e katkıda bulunabilir. Öğretmenlerimizin Bilişim Teknolojilerini kullanırken derslerine destek sağlayacak olan Eğitim materyalleri için gerekli planlamayı  Bakanlığın kendi bünyesinde yani Eğitim Teknolojileri bünyesinde Eğitim Yazılımları üzerine oluşturacağı bir birim sağlayabilir. Böylece hiçbir proje için para çıkışı olmayacaktır. Maalesef okullarımıza gelen Afişlerde hala eski zamanlardan kalma eğitsellerin ihtiyaç durumunda edinilebileceğini görmekteyiz. Ancak bunlar öğreniciye(öğrencilere) Deney, Seviyeyi takip etme, Test Yapma,…gibi imkanları sağlamaktan çok uzakta olan Filmler. Etkileşimli(İnteraktif)Eğitim Yazılımları değil ve Eğitim Teknolojilerinin bazı sayfalarında hala benim Öğretmenliğe başladığım yıllardan kalma Ofis’in ilk sürümleri için hazırlanmış dersler bulunmakta !!!

Bakanlık birimlerinin, Eğitimle ilgilenen Uluslararası portalların ve Ulusal bazı oluşumların ders ortamına katkı sağlayan Eğitseller konusunda düzenledikleri yarışmalar son yıllarda memnun edici seviyeye ulaştı. Ancak bu yarışmalarda aranan özelliklere Bilişim Teknolojisi Öğretmenleri ya da İyi seviyede bir Bilgisayar Bilgisi olmayan diğer branş öğretmenlerinin katılması mümkün değil. Web Sayfası tasarlamak, Animasyonlar hazırlamak, Testler oluşturmak, Uzaktan Eğitim yapmak,…bütün bunlar bizim öğretmenlerimizin başa çıkabileceği adımlar değil. Bunlar yerine Bilişim Teknolojisinin sınıf ortamında kullanımına yönelik Sağlıklı Modeller oluşturmalarını istemek ya da kendi dersleri için ilgi çekici Materyaller hazırlamalarını istemek derse sadece çantası ve önlüğü ile çıkan öğretmen modelinden biraz uzaklaşmamızı sağlayabilir; tabi ki bir Proje ya da Yarışma eşliğinde…
Şu an maalesef diğer branş öğretmenlerini teşvik edebilecek bu tür planlamalar sözkonusu değil.

Hayatımıza düstursuz giren Bilişim Teknolojilerini ve İnternet’i sağlıklı yollardan tanıtmayı amaç edinmiş platformlar var. Bunlardan birisi ve -en önemlisi aynı zamanda ;  İnternet Haftası(Bilişim STK  Platformu) Ancak özellikle 2006 yılından bu yana hızlı bir çıkış göstermesi gerekirken bu ve benzeri platformların misyonunu takip ederek İllerde Bilişim ve İnternet’i tanıtmayı, Kalabalıkları gelişmelerle buluşturmayı amaç edinerek etkinlik düzenleyen İL SAYISININ neredeyse %10 civarına düştüğünü görüyorsunuz. Bu da 2000′li yıllarda bir gazla edindiğimiz  İnternet’i tanıtma misyonunu artık o kadar da sağlıklı gerçekleştiremediğimiz anlamına geliyor. Hayatımızla bu kadar iç içe olan bir kavramın insanlarla etkinlikler çerçevesinde buluşturulabilmesi Nisan ve Mayıs ayının ilk haftalarındaki İnternet Haftası ve  Bilim Teknoloji Haftası gibi kendine yer edinmiş 2 haftayla mümkün oluyordu. Ancak bu haftaların popülaritesi çarşı merkezlerinde açılan Kermeslerden daha ileride değil şimdilerde. İnsanlarla içiçe ve Sağlıklı bir Bilişim yaşantısının oluşturulabilmesi, Sanal ve Gerçekte çok daha fazla Organizasyon, Sosyal bilinç projesi ve Yerel Yönetimlerin Organize olmasına bağlı. Toplumu eğitme görevinin sadece okullardaki Eğitimcilerle sınırlı kalmamasını sağlamak, yeni neslin ve ebeveynlerin sağlıklı bir bilinç oluşturabilmesi için bence çok önemli.

Ortaya çıkan bu yazı, sınıf içinde Bilişim teknolojilerini kullanırken yaşadığımız çok basit dikkat sorunlarından, Bakanlığın çözmesi gereken büyük mevzulara kadar genişledi; farkındayım.

Ancak biz eğitimciler basit ya da gerçekleştirilmesi zaman isteyen bu meselelerle başa çıkmayı öğrenemezsek, tepeden inme her yeniliğie kayıtsız şartsız hoşgeldin dersek bundan etkilenecek olan önce miniklerimiz sonrada toplumdur. Yazdıklarım okunur ya da okunmaz bilemem ama bu sayfayı ziyaret edecek başta Bilişimci arkadaşlarım olmak üzere tüm eğitimci dostlarımın bir duruş sergileyebileyebileceğini umuyorum…

Saygılarımla.

İsmail SU (Bilişim Teknolojileri Öğretmeni, Eğitim Teknoloğu)

(01.06.2010 tarihine aşağıdaki adresten değiştirilmeden alınmıştır.) http://www.teferruat.org/2010/04/ogrencilerinizi-bt-sinifina-goturun-meraklari-tavan-yapsin/