Son yıllarda, Milli Eğitim Bakanlığının okulları bt sınıfları ile donattığını bilmeyenimiz yoktur. Ayrıca yine Eğitime %100 Destek kampanyası ile eğitime bağış yapmak isteyenlerin bu bağışları, yüzde yüz vergi ödemesinden sayılıyor. Tüm bunların yanında artık okulları teknolojik imkânlarla donatma yarışında veliler de var!
Her sınıf kendi imkanlarıyla sadece kendi dersliğine özel sunum cihazı (data show, bilinen adıyla projeksiyon cihazı) almaya gayret gösteriyor. Kimi sınıflara tek veli, kimisine de bir kermes etkinliği maddi kaynak sağlamada yeterli oluyor. (Hiç imkânı olmayan okul ve sınıfların halen çoğunlukta olduğunu, bu yazıyı okuyan sizler gibi ben de kesinlikle biliyorum.)
Bu çılgınlığın birkaç ana nedeni var. En başta gelen “bizim çocuklarımız teknolojinin olanaklarından öğrenmede en çok yararlanan olsun” düşüncesi. Bir diğer –maalesef- “diğer sınıflarda var, o halde bizim çocukların da sınıflarında olmalı!”. İkincisi pek doğru olmasa da sonuçları bakımından sevindirici kabul edilebilir. Birinci neden zaten istediğimiz bilinçtir.
Bizim hayal olarak bir zamanlar düşlediğimiz bu olay, yaygınlaşmaya başladıkça doğru kullanımı üzerine de biraz tartışmak gerekiyor.
Sunum cihazı ile yapılan sunumları ve gösterileri bilgisayar destekli eğitim ile kesinlikle karıştırmamalıyız. Sunum cihazı ile tek yönlü bir aktarım söz konusudur. Alıcı olan öğrenci, aktaran olarak öğretmen ve ortam olarak da sunum cihazı rol oynar. Tek yönlü bilgi akışı öğrencinin öğrenme ortamına müdahale etmesini kısıtlat, öğretmen merkezli bir öğrenme etkinliğinin oluşmasına meydan verir. Bilindiği üzere, öğrenen bireylerin öğrenme stilleri birbirlerinden farklıdır. Öğrenme stratejileri birbirlerinden farklıdır. Öğrenme hızları birbirlerinden farklıdır. Sunum cihazı tek yönlü bilgi aktarımı yapmakta olduğundan, bu farklılıkları gözetmez. Ses, resim, grafik, video, animasyon ve çeşitli etkilerle renklendirilen öğrenme ortamları, öğrenmeye birçok yönden olumlu etki yapacaktır mutlaka. Ancak, öğrencilerin öğrenme ortamını kişiselleştirmelerini her daim önlemektedir. Öğretmen istediği yerde sunumu durdurabilir, oynatabilir, sorular sorarak etkileşimi arttırmaya çalışabilir; bu durum tek yönlü bilgi aktarımının tek yönlülüğünü değiştirmeyecektir.
Sunum cihazları daha renkli, sevimli, dikkat çekici öğrenme ortamları oluşturur. Çocukların ilgisini çabuk çekebilir, uzun süre ilgilerini bir noktaya toplayabilir. Fakat kitap gibi, video kaset gibi, video cd gibi nihayetinde o da tek yönlüdür. Kimi öğrenci, öğrenme stili gereği yeterli verimi alamayabilir. Kimi öğrenci ise öğrenme hızının kısıtlı kalması nedeni ile sunumlardaki, gösterimlerdeki bazı noktaları atlayabilir, gözden kaçırabilir.
Üstteki birkaç paragrafı özetleyeceğim; sunum cihazları (projeksiyon) ile yapılan öğrenme-öğretme etkinlikleri kaynak ->ortam -> alıcı düzleminde tek yönlüdür. Etkileşim ve öğrencinin yönlendirmesi söz konusu değildir.
Oysa bilgisayar destekli eğitim öğrencinin -mümkünse tek başına- bir bilgisayarı kullanması, eğitim yazılımına kişisel olarak hükmetmesi, onu yönlendirmesi anlamına gelir. Bu bilgisayardaki uygun eğitim yazılımları kullanarak sesi, görüntüyü, animasyonu, bağlantıları kullanmasını gerektirir. Öğrenci eğitim yazılımlarını kullanırken kimi zaman yazılımın oluşturduğu dünyanın içinde seyahat eder. Kendi tıklamalarıyla öğrenme etkinliğini kendisi bizzat yönetir. İstediği zaman yavaşlar, istediği zaman bildiği bölümleri atlar, istediği zaman pratik yapar, istediği zaman geriye dönüşlerle bilgisini pekiştirir, istediği zaman uygulamlar yaparak davranışını kavrama ve uygulama aşamalarına terfi ettirir. Tüm bunları kendi başına yönetir. (Eğer bir bilgisayarda birden fazla öğrenen varsa, bu durumda işbirlikli öğrenme teknikleri devreye girer, proje tabanlı öğrenme devreye girer, bilgisayar destekli eğitimin bunun gibi modern öğrenme teknikleriyle birleşiminden de çok verimli sonuçlar çıktığı çeşitli üniversitelerimizden çıkan BDE konulu akademik yayınlardan takip edilebilir.)
Örnek olay
Soru : Sınıfımızda zaten projeksiyon var! Neden öğrencilerimi BT Sınıfına kadar yorayım ki? İstediğim sunumu izletiyorum, istediğim eğitim filmini izletiyorum. Sorularımı da yansıtıyorum daha ne olsun. Bana BT Sınıfında ders işlemem için sebep gösterebilir misiniz?
Yanıt : Bir uzay yolculuğunda 30 öğrencinizi çıkardığınızı düşünün. Hepsi aynı anda aynı yıldıza mı bakmak isteyecektir? Öğrencileriniz birbirlerinden farklı bireyler olduklarından, her biri o anda belki uzayın başka bir noktasına bakmak isteyecektir. Biri Mars’ı merak ederken, bir diğeri dünya üzerindeki katmanlara bakacak, bir diğeri uzay mekiğinin içinde gezerek yer çekimsiz ortamın tadını çıkaracaktır. Sizce bu öğrencilere projeksiyonla (sunum cihazıyla) sizin kontrolünüzde uzay konulu sunumu ve uzay konulu filmi seyrettirmek mi, yoksa onlara birbirlerinden bağımsız keşif olanağı vererek uzayı yaşamalarını mı istersiniz? Sizce hangisi öğrencilerinizin öğrenme kalitesini arttıracaktır. Bilgimce, fikrimce, bilimsel araştırmalara göre ve deneyimlerime göre çok izleyen değil, çok yaşayan daha kaliteli bir öğrenme gerçekleştirecektir.
Bir öneri:
Yukarıdaki gibi bir yazılımı öğrencilerinize BT Sınıfında iki ders saati boyunca kullandırın. Ancak iki ders saati diyorum çünkü her öğrencinizin bir ders saatinde tek başına kullanmasını tavsiye ediyorum. Kulaklıklarını taksınlar. Bırakın yaşasınlar. 3.ders saatinde lütfen onlara bu gördüklerini, yaşadıklarını, izlenimlerini sorun. Hepsinden farklı bir bakış açısı yansıdığını göreceksiniz. Çünkü onlar aynı uzayın farklı mükemmel beyinleri, çünkü onlar bilgiyi, kavramayı, uygulamayı, analizi ve de sentezi çoktan hak ediyorlar. Onlar, bilgisayar destekli eğitimi hak ediyorlar.
Sonuç:
Her sınıfımızda bir sunum cihazı, bir bilgisayar, hatta akıllı tahtalar olsun. Ama Bilişim Teknolojisi Sınıflarımızın geniş olanaklarından da yararlanmayı ihmal etmeyiniz.
İyi çalışmalar, mutlu günler dilerim.
Olcay BÜYÜKÇAPAR
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmeni